21 Şubat 2017 Salı

ÇOCUĞUNUZUN OKUL BAŞARISINI NASIL ENGELLERSİNİZ?




 



Okul hayatında elde edilen her türlü deneyim aslında bireyin gelecek hayatının mini bir provasıdır. Okul hayatında kendisini keşfedip öğrenmeyi öğrenen, sosyal ilişkilerini güçlendiren çocuk daha sonra bu farkındalığı kullanıp kendini geliştirmeye yaşam boyu devam eder.
Okul başarısı öğrencinin eğitim ve öğretime devam ettiği sınıf seviyesine göre bilgi, beceri ve davranışları doğru bir şekilde kazanabilmesidir. Okul başarısızlığı ise bilgi, beceri ve davranışlardan birinin ya da bir kaçının kazanılamaması durumudur.
Okul başarısı sadece öğretmen-öğrenci etkileşimi sonucunda gerçekleşmemektedir. Çocuğunuzun okul başarısında, zeka, çalışma alışkanlıkları ve sorumluluk duygusu ne kadar önemliyse ailenin katılımı da bir o kadar önemlidir.
Öğrenciyi başarılı ve başarısız olarak nitelendirirken genel algımız davranış değerlendirmelerinden çok derslerden alınan notlara dayalıdır. Pek çok anne babanın çocuğundan beklentisi onların çok çalışması, yüksek notlar olması ve başarılı olmaları yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın tek nedeni olarak “yeterli çalışmama” olarak görülmektedir. Yeterli çalışmama bir başarısızlık nedenidir. Ancak tek başına değildir. Çocuğun hayatında ilerideki yıllara da taşınabilecek, istikrar sağlanacak bir değişiklik yapmak için önce sorunun kaynağına inmek gerekir. Bu da çocukla sağlam bir iletişim kurarak, çözümü didaktik bir şekilde aktarmaktan çok ona buldurarak gerçekleşebilir.
Çocuğunuza ne yapması gerektiğini söylemek, ne yapması gerektiğini bulmasına yardımcı olmaktan daha kolaydır, fakat geçici bir çözümdür. Her yıl özellikle karne döneminde pek çok yayın organı, “okul başarısını sağlamada ailenin rolü”, “okul başarısı nasıl sağlanır?” gibi yazılar yayınlamaktadır. Ancak burada unutulan bir husus var: Karne bir sonuçtur. Ailenin yapması gereken sonuç üzerine konuşmak değil, çocuğun süreç içerisinde değişim ve gelişimlerini takip ederek hem çocuk hem de okulla iletişim halinde olmaktır.
Başarıyı sağlamada yapılması gerekenleri pek çok anne baba bilmektedir. Ancak modern çocuk yetiştirme usullerinin pek çok uzman tarafından bilgi bombardımanına tutulması sonucunda, ailelerin tutumları fazlasıyla şekilci ve yüksek beklenti düzeyinde olmaktadır. Çocuklara yardım etmek ve yanında olmak uğruna yapılan iyi niyetli girişimler, bazen çocuk ve aile arasında uçurumların açılmasına neden olmaktadır.
Okul başarısını ve zamanla özgüveni zedeleyen davranışlar ve sözler sadece belli bir dönemi değil çocuğun tüm yaşamını etkilemektedir. Peki nedir bunlar?
“Biz senin için her türlü fedakarlığı yapıyoruz ama senin umurunda değil.”
“Bu notları baban görmesin.”
“Hiç ders çalışmıyorsun bu gidişle sınıfta kalacaksın.”
“Komşunun çocuğu günde … soru çözüyormuş aferin ona”
“Oyun oynama, yeter! Hemen ders çalış.”
“Şimdi böyle yaparsan, ileride çok pişman olursun.”
“O tembel bir çocuk onunla arkadaşlık etme, daha çalışkan arkadaşlar bul kendine.”
“Ben annenim/babanım söylediklerim senin iyiliğin için.”
“Seni bu kadar çok zorladığım ve çalıştırdığım için ileride bana teşekkür edeceksin.”
“Ben senin yaşındayken derslerden hep iyi not alırdım.”
“Nesini anlamıyorsun bu dersin? Öğretmeninle konuştun mu? Sen şimdi anlatamazsın derdini, okula geleyim ben.”
“Çok zekisin ama çalışmıyorsun.”
“Sen daha bebeksin!”
“Televizyon izlerken kimseyi duymuyorsun, dünyayla ilişkisini kesiyorsun.”
“Zamanla düzelir, merak etme.”
“Gel sana bir çalışma programı yapalım.”
“Diğer sınıf arkadaşların bu yazılıdan kaç aldı?”
“Neden benimle konuşmuyorsun?”
Çoğu zaman çocuğunuzun okul başarısızlığına üzüldüğünüz için yaptığınız bu konuşmalar, zamanla çocuğunuzla olan tüm iletişiminizi koparmakta ve paylaşımlarınızı azaltmaktadır. Bu tip bir iletişim sizi, onlar için dertlerini ve sevinçlerini paylaştığı yegane insanlar olmaktan çıkarıp sürekli performans takibi yapan, okul dışında bir şey düşünmeyen, ev içinde her an yaptıklarını gözlemleyen insanlara dönüştürmektedir.
Unutmayın, sizin asıl göreviniz onlara öğretmenlik yapmak değil anne baba olmaktır. Çocuğunuzun neyi ne kadar öğrendiğini, öğrendiklerini nasıl yorumladığını, hangi konuda geri kaldığını, yaşına uygun fiziksel, sosyal ve ruhsal gelişimini takip etmek sizin sorumluluğunuzdur. Ancak her bildiğinizi çocukla paylaşmak, çözüm adına onun sizden uzaklaşmasını sağlamak doğru değildir. Özellikle okul başarısında, aile okulla birlikte hareket etmelidir. Okul ve aile, çocuğun tüm gelişimlerinde birbirlerini haberdar etmeli ve ortak bir dil kullanarak başarıya ulaşılmalıdır.
Bilmek, yanında anlama olmadan yetersizdir. Çocuğunuzun durumunu anlamaya çalıştıkça, onunla şifa verici, örselemeyen ve tüm yaşlarına taşınacak bir bağ kurarsınız. Bu durum sadece çocuğunuzun okul başarısına değil, aile olarak hepinizin hayatına yansır.
Nilüfer Tırpan
Rehber Öğretmen


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder